Ana Sayfa Üyelik Künye İrtibat  
İE 5.0 - 800*600
 SASEV
 Sapanca
 Kırkpınar
 Kurtköy
 Köyler
 Spor
 Vefat
 ARŞİV
 Beldeler
 Köyler
 Tarih
 Coğrafya
 Eğitim
 Ekonomi
 Spor
 Gölümüz
 Yaylamız
 Asayis
 Sağlık
 Sivil Toplum
 Üniversite
 Fidancılık
 Balıkçılık
 El Sanatları
 Antikacılık
 Atçılık
 Çevre
 Ulaşım
SAPANCA GÖLÜ VE SU SORUNU

Eski bir Kızılderili atasözü der ki:”Bu topraklar bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.” Ve yine bir Kızılderili atasözü der ki: “Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra ... ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksın.” Çevre konusunda duyarlılığın ne demek olduğunu merak edenlere, Duvamish Kızılderililerinin Şefi Seattle Reis in kabilesini yerleştiği yerden sürdükten sonra o toprağı parayla satın almak isteyen ABD Başkanı Franklin Pierce a yanıt olarak yazdığı bilgelik ve ibret dolu mektubu okumalarını öneririm. İşte o mektuptan bazı parçalar:

“Gökyüzü nasıl satılır? Ya da satın alınır? Ya toprakların sıcaklığı? Bunu tasarlamak bize yabancıdır. İnsan, havanın tazeliğine, suyun şakırtısına sahip olmazsa onu nasıl satabilir? Siz onu bizden nasıl satın alabilirsiniz? ...... Bu dünyanın her bir parçası ulusum için kutsaldır. Parıldayan her çam yaprağı, her kumsallık kıyı, karanlık ormanlardaki sis, dağlardaki her geçit, vızıldayan her böcek… ulusumun düşünce ve yaşantılarında kutsaldır. Ağaçların içinde yükselen özsuyu Kızılderili adamın anılarını da taşır..... Biz bu toprakların bir parçasıyız. O güzel kokulu çiçekler bizim kız kardeşlerimiz, Geyik, at ve büyük kartal da bizim erkek kardeşlerimizdir. Yüksek kayalıklar, yeşil çayırlar, tayların ve insanların vücutlarının ılıklığı aynı bir aileye aittir...... Suların çıkardığı sesler bizim atalarımızın sesleridir. Irmaklar bizim kardeşimizdir. Onlar bizim susuzluğumuzu giderirler. Kayıklarımızı taşır ve balıkları ile bizim çocuklarımızı doyururlar. Topraklarımızı sattığımız zaman bunu hatırınızda tutmalısınız. Irmaklar sizin de kardeşlerinizdir. Ve siz şimdiden başlayarak ırmaklara karşı iyiliğinizi esirgememelisiniz. Öteki kardeşlerinize de........ Bütün mandalar öldürüldükten sonra, yaban atları evcilleştirildikten, ormanların en gizli köşeleri bile insanların ağır kokuları ile kirletildikten, sevimli tepeler konuşan tellerle doldurulduktan sonra… çalılıklar nerede? Kayboldular! Kartallar nerede? Gittiler! Hızla koşan taya, hızla koşan ava “Allahaısmarladık” demek ne demektir? Bir yaşamın sonu sırf daha fazla şeye sahip olmaktan mı geçer?”

Su kaynakları tüm dünya için olduğu gibi Türkiye için de yaşamsaldır. Geçmişte yapılan hatalarla doğan ülkemizin su sorunu, günümüzde talebin artması, küresel ısınma ve yanlış anlayış ile birleşince oldukça büyümüştür. Su kaynaklarımızın kirletilmemesi, etkin ve verimli kullanımı ve tek elden yönetilmesi için gerekli yasalar biran önce çıkarılmalıdır.

Son zamanlarda Sapanca Gölü’nün kirliliği üzerine basında pek çok yazı çıkmaktadır. Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalması göllerimizin korunmasını önemli kılmaktadır. Bu yüzden Sapanca Gölü’nün korunması için yapılması gerekenleri, basında çıkan yazılar ve uzmanların konu ile ilgili görüşlerini gözden geçirerek aşağıdaki şekilde özetlemek istedim.

Sapanca Gölü’nün en büyük sorunlarından biri gölün hukuken sahibinin belli olmamasıdır. Gölün 2/3’ü Sakarya, 1/3’ü ise Kocaeli sınırlarındadır. Gölün çevresinde 7 belediyenin sınırı vardır. Yetki karmaşası, gölün kontrolsüz kullanımına neden olmaktadır. Gölün tek elden yönetimini sağlamak amacıyla Sakarya ve Kocaeli illerinin katılımıyla Sapanca Gölü Su Yönetimi Kurulu oluşturulmalıdır.

Sapanca Gölü için bir vizyon belirlenmesi ve uygun bir politika hazırlanması önemlidir. Gölün sürdürülebilir kullanımına dair yönetim planı çıkarılmalıdır. Ayrıca gölün korunması için gerekli stratejiler hazırlanmalıdır. Bunu da doğrudan uygulayacak kurumların tek bir merkezden yönetilmesi önemlidir.

Oluşturulacak politika ve sürdürülebilir eylem planı için Sakarya Üniversitesi ve ilgili diğer resmi ve özel kurumlar ile sivil toplum kuruluşlarının desteği alınmalı ve bu kurum ve kuruluşlarla işbirliğine gidilmelidir.

Gölün ve çevresinin korunması ve bilinçli su kullanımı konusunda çevre halkını bilinçlendirme çalışmaları yürütülmeli, bu konuda sık sık seminer ve paneller düzenlenmeli ve bu konuda okulların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif çalışması sağlanmalıdır.

Göl çevresindeki kaçak yapılaşma kesinlikle engellenmelidir.

Göl çevresindeki tesisler kirlilik konusunda denetlenmeli, gerektiğinde yaptırım uygulanmalıdır.

Gölü besleyen derelerin evsel atıklarla kirletilmesi engellenmeli ve bu dereler sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Ayrıca tüm dereler ıslah edilerek erozyon engellenmelidir.

Göl kenarındaki yolları (TEM, D-100) kullanan araçların yola bıraktığı lastik ve ağır metal atıkları da yağmur suyuyla göle akmaktadır. Bunların gölü kirletmemesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Sanayi kuruluşları sıkı denetim altında tutulmalı, atıkların göle veya göle akan derelere verilmesi kesinlikle önlenmelidir.

Göl çevresindeki eksik olan kollektör yapım çalışmaları süratle tamamlanmalıdır. Belediyelerimize atıksu arıtma tesislerinin yapılması için gerekli kaynakların aktarılması gereklidir. Bir litre atıksuyun sekiz litre tatlısuyu kirlettiği düşünüldüğünde özellikle sanayiden kaynaklanan kirliliğin ne kadar tehlikeli boyutlarda olduğu görülecektir.

Göl çevresindeki arazilerde tarımsal amaçlı ilaçlama önlenmelidir.

Balık çiftliklerinin atıklarının kontrol altına alınması gereklidir. Yem ve diğer atıkların yarattığı kirliliğin önüne geçmek üzere uygulamalar ve denetlemeler başlatılmalıdır. Gerekiyorsa balık çiftlikleri kapatılmalı ya da göl havzası dışına çıkarılmalıdır.

Gölde motorlu teknelerin gezmesi yasaklanmalı ve bunun için gerekli denetimler ve yaptırımlar uygulanmalıdır. Sadece güvenlik, göl denetimi, izne bağlı balıkçılık ve turizm amaçlı olmak üzere sınırlı sayıda kurum ve kuruluşa motorlu tekne izni verilmelidir.

Manzara açma amacıyla göldeki sazlıkların kesilmesi ya da yakılması gölün ekolojik dengesinin bozulmasına ve balık üreme alanlarının tahribatına neden olmaktadır. Sazların kesilmesi engellenmeli ve bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Gölün su seviyesinin düşmesiyle Çark Deresine su verilememesi nedeniyle hem gölde kuraklık tehlikesi baş gösterdiği, hem de gölün kendi kendini yenilemesini engellediği için su seviyesi korunmalıdır. Bunun için bir dizi önlem alınmalıdır. Bunlar:

Gölden sadece insani amaçlı içme ve kullanma suyu olarak yararlanılmalı, sanayi kesimi su ihtiyacını başka kaynaklardan sağlamalıdır.

Kamu kurumlarındaki su tüketiminin azaltılması için ciddi tasarruf tedbirleri alınmalıdır.

Tarımsal sulamada damlama yöntemine geçilmelidir. Bu yöntemle sulamada büyük tasarruf sağlanacaktır.

İçme suyu dağıtım şebekelerinin yenilenmesi ve kaçak kullanımların önüne geçilmesi gereklidir.

Yer altı suları kontrol altına alınmalıdır.

İçme suyu şişeleme tesislerinin kapasiteleri incelenmelidir.

Pahalı bir yöntem olmakla birlikte kullanılan atık sular arıtılıp, park ve bahçelere ait yeşil alanların sulanmasında kullanılabilir. Ayrıca yağmur suyunun biriktirilmesi ve sulamada kullanılması amacıyla gerekli tedbirler alınabilir. (Sabancı Üniversitesi bu konuda örnek teşkil etmektedir.)

Uygulanacak kampanyalarla tüm sektörlerde su tasarrufu sağlanması, insanların bir an evvel üretim ve tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi gereklidir. “Su zenginiyiz, suyumuz çok bol, su bitmeyecek bir kaynak” mantığının değiştirilmesi önemlidir.

Benim dikili pek çok ağacım var. Tohumlarını ekerken ya da fidanlarını dikerken bir gün gölgelerinde dinleneceğimi biliyordum. O ağaçların soluduğum havaya oksijen sağlayacağını ve Sapanca’ya yağmur çekeceğini düşünürdüm küçükken. Sabırla bekledim büyümelerini. Sıcak yaz günlerinde onları besleyecek temiz ve bol suyumuz olduğu için şanslıydım. Bir gün geldi, büyüdüler. Ve gölgelerinde yazdım bu yazımı. Bunun için kendimi mutlu ve huzurlu hissediyorum.

Doğayı koruyalım. Hep birlikte, elele. Henüz çok geç olmadan. Çocuklarımıza birer fidan diktirelim ve onlarla birlikte büyümelerini seyredelim. Onlara doğayı ve hayvanları sevmesini öğretelim, gereksiz avlanmayı değil. Ve yeşili sevmekle korumanın ayrı şeyler olduğunu, yakılan ormanların yeniden oluşmasının çok uzun yıllar gerektirdiğini ve her yanan ormanla çocuklarımızın geleceğinin de tükendiğini herkese anlatalım. Gölün rengi olan mavi, aynı zamanda umudun rengidir. Yemyeşil yarınlara taşımalıyız umutlarımızı ve maviyi. Başka bir Sapanca Gölü yok. Kirlenen su kaynaklarının yerine yenisi gelmeyecek. Gidecek başka bir dünya da yok şimdilik. Doğayı ve yeşili sevmek yetmez, onu korumalıyız. Bunu gelecek nesillere borçluyuz.

Yazımı yine eski bir Kızılderili atasözü ile bitirmek istiyorum. “Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçludur.”

10.09.2007 – Sapanca

Oğuzhan ATİLLA

id:344


Diğer Yazıları...
04.08.2007 - Yeşilin ve Mavinin Birleştiği İlçe : SAPANCA ()
20.07.2007 - Türkiye’nin Ekonomik Karnesi ()
19.06.2007 - Sapancayı Düşünürken ()
   
 
   
www.sapancali.com | SAPANCA' nın Sesi
Hakları Saklı Değildir. Sapanca ve Sapancalıların Lehine Olmak Şartıyla Bu Sayfadaki Veriler Kopyalanabilir ve Çoğaltılabilir.
Destek, Görüş, Öneri, Tavsiye ve Eleştiri İçin sapancali@sapancali.com